1972 yılında Taekwondo’ya adım attım. Sporcu, antrenör ve millî takım antrenörü olarak ömrümü bu yola verdim. Sayısız Türkiye şampiyonluğu, uluslararası başarılar ve yetiştirdiğim nice sporcu ile bu camianın içinde yoğruldum. Avrupa’da gümüş antrenör seçildim. Bizim dönemimizde tek ölçü vardı: kriter, emek ve alın teri.
Önce il seçmesi kazanılırdı, sonra bölge… Ardından Türkiye Şampiyonası. İlk üç nettir. Teknik komite, erken elenen ama potansiyeli yüksek sporcuları da değerlendirir, liyakatle A, B ve C millî takımları oluştururdu. Kimseye ayrıcalık değil, ülkeye fayda esastı.
Cengiz Yağız başkanlığındaki o disiplinli sistemin içinde, bugün ülkemizi gururlandıran birçok isim yetişti. Sevgili Bahri Tanrıkulu da o ekibin içinde parlayan, çalışkanlığıyla kendini defalarca kanıtlayan değerli sporcularımızdan biriydi.
Bugün konuşmamız gereken konu kişisel değil, millîdir. Taekwondo bizim ortak değerimizdir. Bu spor; emekle, disiplinle ve adaletle büyüdü. Aynı ruhla devam etmelidir.
Artık ortak akıl zamanı. Deneyimi yok saymayan, gençleri koruyan, herkese kucak açan bir anlayışla en doğru yolu birlikte bulmalıyız. Çünkü mesele kişiler değil, ay yıldızlı bayraktır.
Unutmayalım: Adalet varsa güven vardır. Güven varsa başarı kaçınılmazdır.
Taekwondo’ya gönül veren herkesi sağduyuya, birlik olmaya ve millî değerler etrafında kenetlenmeye davet ediyorum.
Gülsevil Gürsoy Ergünoğlu
Milli Takım Antrenörü










