Değerli Taekwondo camiası,
Yaklaşık iki yıl önce, “Taekwondo kazanacak” diyerek Bahri Tanrıkulu’nu Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanı seçtik.
Aslında “seçtik” demek bile tam anlamıyla doğru olmayabilir. Tek aday olarak girdiği Genel Kurulda, herhangi bir seçim mücadelesi vermeden ve seçim performansını test etme fırsatı bulamadan başkan seçildi.
Seçim öncesinde birçok konuda hem sözlü olarak hem de seçim kitapçığında, adeta La Fontaine’den masallar anlatır gibi birçok vaat ortaya konuldu. Biz de inandık.
Nasıl inanmayacaktık?
Karşımızda 3 Dünya, 5 Avrupa ve Olimpiyat madalyaları bulunan, Türkiye’nin en başarılı sporcularından biri vardı. Sporculuk kariyerindeki başarılarına güvenerek, yönetim anlayışında da aynı başarıyı göstereceğine inandık.
Ancak geçen iki yıllık süreç bize önemli bir gerçeği gösterdi:
Şampiyon olmak, tek başına iyi bir yönetici olmak için yeterli değilmiş.
İyi bir yönetim için sportif başarıların yanında; bilgi, birikim, güvenilirlik, adalet ve liderlik gibi birçok vasfın da bir arada bulunması gerekiyormuş.
Geçen iki yıllık süreçte bu konularda yaşananları hep birlikte gördük ve tecrübe ettik.
Artık bu iki yıl, Bahri Tanrıkulu ve yönetiminin performansını değerlendirmek için yeterli bir süredir.
Hangi sözler verildi?
Hangi projeler hayata geçirildi?
Hangi vaatler yerine getirildi?
En önemlisi, iki yıl daha aynı anlayışla devam edilirse Türk Taekwondosu nereye gidecek?
Bunları tek tek ortaya koyacağım videomu 19 Ağustos Çarşamba günü saat 20.00’de, Facebook ve Instagram’da sizlerle paylaşacağım. Dinlemenizi dilerim. Böylece hep birlikte bir hatırlama yapmış oluruz.
Değerli arkadaşlar, yaklaşık iki ay sonra yapılacak olan Mali Genel Kurulda, bu La Fontaine’den masallar anlatan yönetimi ibra edip etmemek siz, değerli camiamızın tasarrufundadır.
Ayrıca Ana Statümüzle ilgili; Anadolu kulüplerinin delegelik haklarının iadesi ve başka konularla alakalı hazırlanan değişikliklere de oy vererek kendi Anayasamızı kendimiz yapacak, kendi geleceğimizi gelen yönetimlerin iki dudağı arasına bırakmamış olacağız.
Bizim meselemiz kişilerle değil, Türk Taekwondosu’nun geleceğiyle ilgilidir.
Çünkü artık mesele bir kişinin, bir grubun veya bir yönetimin meselesi değildir.
Mesele Türk Taekwondosu’dur.









