Uzun yıllar sonra tüm kategorilerde yeniden uygulanan grup müsabakaları, Türkiye Taekwondo Şampiyonası’na katılım açısından ön eleme niteliği taşımış ve sporcularımız iki aşamalı, zorlu bir sürecin ardından Dünya Gençler Taekwondo Şampiyonası seçmelerine davet edilmiştir. İlk bakışta sistemli ve rekabete dayalı bir eleme mekanizmasının işletildiği düşünülebilir.
Ancak sürecin uygulanış biçimi bazı ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirmiştir. Türkiye Şampiyonası’na katılım için gruplara verilen kontenjanlar zaten tartışmalıyken, sonrasında teknik kurul kararıyla bu kotaların genişletilmesi ve hangi kriterlere göre bazı sporcuların dahil edildiğinin açık şekilde paylaşılmaması, şeffaflık açısından eleştiriye açık bir durum oluşturmuştur. Özellikle gruplarda elenmiş olmalarına rağmen Türkiye Şampiyonalarına dahil edilen sporcuların değerlendirme ölçütlerinin net biçimde açıklanmaması, adalet algısını zedelemiştir. Oysa objektif kriterler kamuoyuyla paylaşılmış olsaydı hem kararlar daha iyi anlaşılır hem de güven duygusu güçlenebilirdi.
Milli takım seçme sürecine gelindiğinde ise asıl dikkat çeken husus şudur: İki aşamalı eleme tamamlanmış, seçme listesi ilan edilmiş ve seçmelere bir hafta gibi kısa bir süre kalmışken; 26 Şubat 2026 tarihli duyuruda “Teknik Kurul’un gerekli gördüğü hallerde seçme listelerinde, direkt katılacak sporcu isimlerinde ve hatta seçme müsabakalarının kurallarında değişiklik yapabileceği” ifade edilmiştir. Ayrıca “kamp sürecine bağlı olarak yeniden seçme yapılabileceği veya milli takım listesinde değişikliğe gidilebileceği” belirtilmiştir.
Sınırı belli olmayan bu ifade, seçmelere günler kala sporcular ve antrenörler açısından doğal olarak belirsizlik yaratmaktadır. Tabiri caizse, bu durumda “sporcu havada kuş kapsa yeri garanti değildir” ya da “teknik kurulu ne tatmin eder belli değildir”. Yani, teknik kurul bu yetkiyle Dünya şampiyonasına gidilecek son gününe kadar “şapkadan istediği tavşan çıkana kadar her şeyi deneyebilecektir”.
Elbette milli takım oluşturulurken kamp performansı, kilo durumu, sağlık ve disiplin gibi kriterlerin dikkate alınması teknik olarak anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Ancak uzun ve çok aşamalı bir değerlendirme sonucunda oluşturulan listenin ve hatta seçmeyi kazanarak Dünya Şampiyonası’na katılma hakkı elde eden sporcunun dahi son ana kadar değiştirilebilir olduğunun belirtilmesi şu soruları gündeme getirmektedir:
1. İki aşamalı değerlendirme süreci tamamlandıktan sonra, ilan edilmiş seçme listesini değiştirmeyi gerektirebilecek haklı durumlar neler olabilir?
2. Teknik kurulun kendi belirlediği ve kamuoyuna açıkladığı listenin arkasında bir hafta durmasını zorlaştıran hangi yeni değerlendirme ihtiyacı ortaya çıkabilir?
3. Seçme yapılacağı ilan edilmiş bazı sıkletlerde sonradan seçmesiz sporcu belirleme yoluna gidilmesi mümkün olacaksa, bu durum hangi objektif kriterlerle açıklanacaktır?
4. Tartışmaya açık kararların resmi teknik kurul kayıtlarında hangi somut gerekçelerle temellendirildiği camia ile neden paylaşılmamaktadır?
Bu sorular polemik amacı taşımamaktadır. Amaç; sürecin daha anlaşılır, öngörülebilir ve kurumsal bir zemine oturmasına katkı sunmaktır. Milli takım seçmeleri doğası gereği net, ölçülebilir ve istikrarlı kriterlere dayanmalıdır. Seçme sistemleri belirsizlik üretmek için değil, objektiflik ve kesinlik sağlamak için vardır.
Sporcunun, ailesinin ve antrenörünün son ana kadar “acaba yeniden seçme olur mu?” kaygısını taşıması, kamp sürecindeki motivasyonu ve performansı doğrudan etkileyebilir. Yüksek performansın temel unsurlarından biri psikolojik güvenlik ve öngörülebilirliktir.
Dileğim; Türk Taekwondo’sunun daha şeffaf, daha kurumsal ve daha güven veren bir yönetim anlayışıyla güçlenmesidir. Gerekçeleri açık, ölçütleri net ve arkasında durulabilen kararlar hem saygınlığı artıracak hem de tartışmaları azaltacaktır.
Seçme müsabakalarına katılacak tüm sporcularımıza ve antrenörlerine başarılar diliyor, sürecin Türk Taekwondo’su adına hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum.
Sevgilerimle .










