On yıldır federasyon yönetimini devralmak için çalışan mevcut yönetim, bu amacına adeta tek kale maç yaparak ulaştı. Değişiklik olması gerektiğini düşünerek, ben dâhil camianın yaklaşık %50’si bu yönetime destek verdi.
Ancak bu yönetim göreve geldikten sonra, ikinci yılın faaliyet programı kapsamında 06–08 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Poomse Türkiye Şampiyonası, ne yazık ki bu yönetimin hiçbir hazırlık, plan ve proje ortaya koyamadığını bir kez daha göstermiştir. Görünen odur ki bu yönetim yalnızca koltukları kazanmaya odaklanmış; Taekwondo adına herhangi bir ciddi hazırlık yapmamıştır.
Seçimlerden önce “Taekwondo kazanacak” sloganıyla birçok vaatte bulunan bu yönetimin, gelinen noktada yönetemediği ve beceremediği açıkça ortaya çıkmıştır.
Geçmiş yıllarda 600–700 seçkin Poomse sporcusu müsabakalara katılırken, bu yıl katılım iki katına çıkarak 640 kulüp ve yaklaşık 1.400 sporcuya ulaşmıştır. Bunun en önemli nedeni; yoğun katılımı engellemek amacıyla grup şampiyonalarında ilk 16’ya ve 8’e giren sporcuların Türkiye Şampiyonası’na katılarak delegelik hakkı elde etmesi, buna karşılık bu sıralamaya giremeyen veya eksik kategorisi bulunan kulüplerin, Genel Kurullarda söz sahibi olabilmek ve dört faaliyeti tamamlayabilmek için bu Poomse Şampiyonası’na katılmaya mecbur bırakılmış olmalarıdır.
Bu durum katılımı iki katına çıkarmış; organizasyonun sağlıklı şekilde yürütülemeyeceği daha baştan belliyken, yönetim kendi plansızlığını ve beceriksizliğini örtmek adına, kayıt yaptıran sporcu ve antrenörlerin daha sonra çekilebileceğini ilan etmiştir. Buna rağmen hedeflenen sonuç alınamamış, müsabakalar geç saatlere kadar uzamıştır.
Hatta 1.400 sporcunun yarısının dahi Ankara’ya fiilen gelmeden, el altından liste bildirerek delegelik hakkı (torba) elde etmiş olabileceği kulüplerin varlığı bile ihtimal dâhilindedir.
Bu kadar yüksek bir katılımın olacağı sağır sultan tarafından bile bilinirken, neden buna uygun tedbirler alınmamıştır? Eğer sonuç bu şekilde olacak idiyse, bu kadar antrenöre ve sporcuya masraf, stres ve telaş yaşatılarak Ankara’ya dökülmelerine ne gerek vardı? Bu mantıkla bakıldığında, iller ve kulüpler listelerini gönderir, süreç kâğıt üzerinde tamamlanırdı. Nitekim fiiliyatta olan da tam olarak budur.
Açıkçası bu organizasyon, Taekwondo sporuna hiçbir şey kazandırmayan, tamamen fason bir şampiyona olmuştur. Taekwondo, tarihinde hiçbir dönemde böylesine plansız ve beceriksiz bir organizasyonla anılmamıştır.
Grup müsabakaları Ankara – İstanbul – İzmir – Doğu – Batı gruplarıyla sınırlı tutulmak yerine, bir ya da iki ek grup daha oluşturulmuş olsaydı bu sorunlar yaşanmazdı. Örneğin:
Ankara Grubu: 1.358 sporcu
İstanbul Grubu: 1.508 sporcu
Doğu Grubu: 1.863 sporcu
Batı Grubu: 3.603 sporcu
Bu rakamlar açıkça göstermektedir ki Batı Grubu’nda ciddi bir adaletsizlik oluşmuştur. Diğer tüm grupların iki katı sporcu Batı Grubu’nda yarışmış; buradan ek bir grup ve ek bir ilk 16 çıkması gerekirdi. Böylece kulüpler bu Poomse Şampiyonası’na bu kadar yüklenmek zorunda kalmazdı.
Doğu, Batı, Ankara ve İstanbul gruplarına İzmir ve ilave bir grup daha eklenmiş olsaydı, sonuç çok daha adil olur; daha fazla kulüp ve sporcu, Türkiye Şampiyonası’nda temsil edilme imkânı bulurdu.
“Yönetemiyorsunuz, beceremiyorsunuz” dediğimizde kızmak yerine, eleştirilere tahammül gösterecek bir anlayış varsa, çıkıp somut bir cevap verilmelidir. Paylaşımlarımızın içeriğini başka yönlere çekerek kişileri itibarsızlaştırmaya çalışmanın kimseye bir faydası yoktur.
Son olarak merak ettiğim bir diğer konu da şudur:
Lisans ücretlerindeki fahiş artışlar ve bu plansız, beceriksiz organizasyonlar nedeniyle, geçen yıllara kıyasla lisanslı sporcu sayımız artmış mıdır, yoksa azalmış mıdır?










